Esaret 163 | “Ti si Hira Demirhanli a ja tvoj muž

Bu hikâyenin kalbinde, sadece bir hafıza kaybı değil, aynı zamanda sistematik bir kimlik hırsızlığı ve vicdan tüccarlığı yatmaktadır. Filmin en büyük “spoiler”ı, izleyicinin başından beri şüphelendiği o tekinsiz “yuva” algısının aslında bir hapishane, “abla” figürünün ise bir gardiyan olduğunun tescillenmesidir. Olayların doruk noktasında, bir cenaze töreninin tozu dumanı arasında yükselen “Siz benim gerçek ailem değil misiniz?” sorusu, yıllarca ilmek ilmek dokunan o devasa yalanın sonunu getirir.

Filmin asıl çarpıcı gerçeği, kadının kendini bildiği o mütevazı ve sığındığı hayatın, aslında onun gerçek kimliğinden koparılması için kurgulanmış bir tiyatro olmasıdır. “Ben ne yaptıysam onun iyiliği için yaptım” diyen abla figürü, aslında kadını (Hira’yı) polise götürmeyerek, ailesini aramayarak ve onu hafızasız bir “boş levha” olarak kullanarak ağır bir suç işlemiştir. Gerçek ailesinden, o şatafatlı hayatından ve her şeyden önemlisi kocasından kaçırılan kadın, Rıfat adında sahte bir eşe ve sahte bir aileye mahkûm edilmiştir. Bu kaçırılmanın veya gizlenmenin ardındaki neden, Demirhanlı ailesinin gücünden duyulan korku ya da o aileye karşı beslenen bir intikam isteğidir.Esaret 163 Capitulo Completo em Português Orhun resgata Hira CATIVEIRO 163

Filmin asıl büyük bombası ise gizemli adamın kimliğiyle patlar: O sadece bir yabancı ya da bir takipçi değildir. O, Orhun Demirhanlı‘dır ve karşısındaki kadının tek gerçek kocasıdır. Kadının zihnine kazınan “Hira Demirhanlı” ismi, sadece bir isim değil, içinde her şeyi barındıran kayıp bir hayattır. Orhun’un “Sen Hira Demirhanlısın, ben de senin kocanım” şeklindeki o sarsıcı itirafı, filmin tüm akışını değiştirir. Bu noktada izleyici anlar ki, Hira öldü sanılırken ya da bir şekilde ortadan kaybolmuşken, hafızasını yitirdiği o zayıf anı fırsat bilen “abla” ve çevresi, onu tamamen başka bir insan olduğuna ikna ederek kendilerine bağlamışlardır.Esaret Dizisi 163. Bölüm İzle - 13 Eylül Çarşamba

Hira için bu gerçek bir uyanış değil, bir yıkımdır. “Doğru olamaz” çığlıkları, aslında aidiyet hissettiği yalan dünyanın çöküşüne verilen bir tepkidir. Filmin geri kalanında izleyiciyi bekleyen asıl sürpriz ise, Orhun’un Hira’yı bulmak için neleri göze aldığı ve Hira’nın Demirhanlı malikanesine döndüğünde karşılaşacağı, hafızasının derinliklerinde saklı olan asıl travmalardır. Hafızasını kaybeden bir kadının üzerine kurulan bu “sahte cennet” artık yerle bir olmuştur. Film, Hira’nın gerçek kimliğine alışma sancılarını ve onu kaçıranlardan alınacak o büyük intikamın taşlarını döşeyen sarsıcı bir yüzleşme ile sonun başlangıcına ulaşır. “Siz kimsiniz? Ben kimim?” soruları artık cevap bulmuştur; ancak bu cevaplar, beraberinde Demirhanlı ailesinin karanlık sırlarını da gün yüzüne çıkaracaktır.