Esaret 164 – Šta ako je i ovo laž?

Film, genç bir kadının hastanede bayılmasıyla açılıyor. Gözlerini açtığında kendisini hiç tanımadığı, sessiz ve ürkütücü bir sayfiye evinde buluyor. Yanında ise ona büyük bir sakinlikle yaklaşan bir adam vardır. Kadın korku içinde nerede olduğunu anlamaya çalışırken adam, onu hastaneden kendisinin getirdiğini ve sadece toparlanması için burada kaldıklarını söyler. Ancak bu açıklama genç kadını rahatlatmaya yetmez. Çünkü bulunduğu yer ona tamamen yabancıdır ve içindeki huzursuzluk giderek büyür. Film boyunca izleyici, bu kadının aslında kim olduğunu ve neden geçmişine dair hiçbir şeye güvenemediğini çözmeye çalışır.

Kadının zihni parçalanmış anılarla doludur. Kendisine ait sandığı bir hayatın, bir ismin ve geçmişin aslında büyük bir yalan olabileceği gerçeğiyle yüzleşir. En büyük sarsıntıyı ise Rafat’la ilgili fotoğrafları hatırladığında yaşar. Bir zamanlar ait olduğu bir hayat olduğuna inanmıştır; sevdiği insanlar, yaşadığı ev ve bağlı olduğu bir kimlik. Fakat şimdi bütün bunların sahte olabileceği düşüncesi onu paramparça eder. Film, bu psikolojik çöküşü oldukça yoğun sahnelerle işler. Genç kadın sürekli aynı soruyu sorar: “Gerçek olan ne?”Esaret 164- Ne mogu da izdržim....

Onun karşısındaki adam ise bütün karmaşanın içinde tek bir şeyin gerçek olduğunu savunur: aralarındaki bağ. Adam, yaşanan tüm yalanların arasında yalnızca ilişkilerinin gerçek olduğunu söyleyerek kadını sakinleştirmeye çalışır. Ancak kadın buna inanamaz. Çünkü hayatındaki her şeyin bir oyun olduğunu düşünmektedir. Ona göre artık hiçbir söze güvenilemez. Adamın anlattıkları bile yeni bir manipülasyon gibi gelir. Bu yüzden sürekli kaçmak ister, bulunduğu evden uzaklaşmaya çalışır ve bilmediği yerlerin onu korkuttuğunu söyler.

Filmin en çarpıcı bölümü, adamın sonunda büyük gerçeği açıklamaya karar verdiği sahnelerde yaşanır. Kadının sandığı kişi olmadığını, gerçek adının “Hira” olduğunu söyler. Bu isim genç kadının zihninde derin bir yankı uyandırır. Çünkü unuttuğu ya da bastırdığı geçmişi yavaş yavaş geri dönmeye başlar. Film burada büyük bir psikolojik gizeme dönüşür. İzleyici, Hira’nın hafızasının neden parçalandığını, ona neden başka bir hayat sunulduğunu ve bu adamın gerçekten onu korumaya mı çalıştığını yoksa daha karanlık bir planın parçası mı olduğunu sorgulamaya başlar.

Hikâye ilerledikçe Hira, yaşadığı boşluğun nedenini anlamaya başlar. Doğru bildiği her şeyin yalan çıkması onu gerçeklikten koparmıştır. Film boyunca hafıza, kimlik ve sevgi temaları güçlü biçimde işlenir. Özellikle Hira’nın kendi geçmişiyle yüzleşmeye Esaret 164- Želiš li da me ubiješ?başladığı anlar oldukça sarsıcıdır. Çünkü kaybettiği şey sadece anıları değil, aynı zamanda kendisidir.

Finale doğru Hira, geçmişte yaşanan korkunç olayların ardındaki sırları öğrenir. Ona kurulan hayatın aslında onu korumak için mi yoksa kontrol etmek için mi yaratıldığı ortaya çıkarken, adamın gerçek niyeti de sorgulanır hale gelir. Film, izleyiciyi son ana kadar “gerçek sevgi mi, yoksa saplantılı bir koruma mı?” sorusuyla baş başa bırakır. Son sahnede Hira’nın kendi adını kabul edişi, hem özgürlüğünün hem de acı gerçekle yüzleşmesinin sembolü olur.